Süre: En'am Sûresi ( 6 )
Ayet No: 111 Bu ayeti dinleyin

6 . 111. Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler.



(Audio dosyaları dinlemek için Real Player yüklemeniz gerekmektedir.)


Kur'an-ı Kerim
Tamamı için yıklayınız
 
KÜTÜB-İ SİTTE
· Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri, beni, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz." (Nesai'nin bir rivayetinde "... malından ve ailesinden daha sevgili..." denmektedir.)

[ Buhari, İman 8; Müslim, İman70, (44); Nesai, İman 19, (8,114, 115) ]
KÜTÜB-İ SİTTE'nin tamamını
okumak için tıklayın
 

15:49
Endonezya'da cezaevinden 108 mahkum firar etti

15:06
14:50
14:14

  Yuşçenko kararında ısrarlı
Bağdat Üniversitesi yakınında bombalı saldırı
MGK toplandı
 
Arabic عربي English English Rusça
 
10/04/2007  
  ANA HABER | GÜNDEM | MEDYA | EKONOMİ | DÜNYA | HABER | KÜLTÜR | AİLE-HAYAT | SPOR | | AYIN TARİHİ | KILÇIK | KARİKATÜRLER
Milli Gazete  
Ekonomi Editörümüz Celil Çakır, Beyza Hotel sahibi Şeref Menteşe ile konuştu... 10.04.2007
KONU GELİŞMELERİ
Tatil anlayışı kabuk değiştiriyor
Tatil anlayışı kabuk değiştiriyor

Röportaj: Celil Çakır

e-mail    : celilcakir@mynet.com

Beyza Otel’i nasıl kurdunuz, bize otelinizi anlatır mısınız?

Ben ve kardeşim Hayati Menteşe Beyza Otel’in kurucusuyuz. Menteşe Turizm Yatırım AŞ’nin iştigal alanları turizm ve muhtelif enerji sektöründeki yatırım sahalarıdır. İşletmecilik olarak da Altınoluk’taki Otel Beyza’yı işletiyoruz. Toplam 25 yıllık bir Almanya hayatından sonra 2003 yazında Türkiye’ye geldik ve dönüş yaptık. 2004 yazında da Otel Beyza’yı işletmeye açtık. Öncelikle Beyza ismi, kızımın isminden geliyor. Az günahkarlığa ve beyazlığa, berraklığa, şeffaflığa, temizliğe işaret ediyor. Konsept olarak ise benim ailemin yaşam tarzı olan anlayışın, tatilinin de uygun olmasına inandığımız için Otel Beyza’yı açtık.

Siz nasıl bir tatil anlayışına inanıyorsunuz?

Genellikle şöyle bir yaklaşım sergileniyor: Kapalı bayanlar için özel havuzlu tatil oteli. Ben buna inanmıyorum. Türkiye’de yaşayan kaç milyon hanımefendi var ise bunların yüzde 80’inin hali hazırda kendi örf adetlerine, kültürlerine ve inançlarına göre saygılarından dolayı erkeklerle aynı ortamlarda, ne bildiğiniz hamama, ne saunaya ne de deniz kenarında bikini veya mayoyla denize girenlerle aynı ortamlarda bulunmak istemiyorlar. Türkiye’deki sahil bölgelerini gezdiğiniz zaman bunu rahatlıkla herkes gözlemleyebilir. Diğer taraftan erkeklerimizin rahat bir şekilde tatil yapabildiğini gözlemlediğimiz zaman, hanımlara bir yanlış yapıldığını, onların da bu haklardan istifade etmeleri gerektiğine inandığımız için, biz otel kültürümüzde de müşterek tatil yapabileceğimiz ortamları hazırlayarak projelendirdik.

Bu projelerde neye dikkat ettiniz?

Benim ve ailemin yaşam tarzı da, inancımızdan dolayı, hem tesettürlüdür, hem kültür olarak İslami bir geçmişe, milli bir Türk kültürüne bağlı hayat tarzına bağlıdır. Bu halimiz bizim ne üniversite okumamıza, ne yabancı dil bilmemize ne de dünyayı gezmemize engel olmamıştır. Bu yaşam tarzımızdan dolayı eşimin, Allah’ın şifa ve nimet olarak vermiş olduğu deniz, kum ve güneşten istifade etmesini engellemiş. Bu ortamlar oluşmamış. Ben, annem ve eşimden yola çıktığımda, tıpkı onlar gibi düşünen, onlar gibi yaşamak isteyen milyonlarca kadınımız var. Bunların hizmet alabilecekleri, Allah’ın nimeti olan kumsalından, güneşinden ve deniz suyundan istifade etmeleri için onlara uygun bir ortam hazırlamaktı amacımız.

Bu tür otellerin sayısı son yıllarda çok arttı. Bu, rekabet açısından sizi nasıl etkiliyor?

Bu tür hizmet veren otellerin işletme mantıklarını yeterli bulmadım. Bu tür hizmetle, hizmeti verenin yaşam tarzlarının zıt olduğunu gördüm. Helal olduğu şüpheli, hakkaniyetle verilen bu hizmetin, bir takım insanları kandırarak kurdukları holdinglerle bunları yaptıklarını gözlemledim. Bu yüzden başı bereketsiz olunca, akibetinin de bereketsiz olacağına inandım. Bu benim şahsi kanaatim. Şu anda milyonlarca gurbetçinin parasını bir şekilde hortumlayarak, sömürerek ellerinden aldılar kâr payı dağıtacağız diye. Kimseye ne ana parasını, ne de kâr payı vermediler. Bugün bunlar saltanat içerisinde yaşıyorlar.

Sizin onlardan farkınız ne?

Bir aile şirketi olarak kendi alın terimizle kazanmış olduğumuz paramızla bir yer açalım sunulan hizmetle bu hizmeti sunan insanın yaşadığı hayat ve felsefesi aynı olsun. İnsanların aynası olsun. Haram parayla helal hizmetin olacağına hiçbir zaman inanmadım. Bizim çıkış felsefemiz budur. Sektörün kendisindeki eksikliklerin başında denizi bölme, denize branda çekme gibi bir imkan yok Türkiye’de. Hanımların bir şekilde deniz suyundan taze suyla denizden istifade etmelerini sağlamak ve geniş alanlar oluşturabilmektir. Sektörün içerisindeki diğer büyük olduğunu iddia eden şirketle benim şirketim arasında şu fark var. Bir tarafta 1800 yatak kapasiteli bir yere 3000 metrekarelik bir alan hanımlara tahsis edilirken, benim otelimde 250 yatak kapasitesine 70 bin metrekarelik bir alan tahsis ediyorum. Bunu da hâla yetersiz görüyorum. İnsanları sadece suyun içine girip dikilmeleri, ya da sezon başında doldurulup sezon sonunda boşaltılan bir havuza girmelerinden ziyade sürekli akış halinde olan ve filtreli bir havuzun ortamını sağlamak. Bu insanların sosyal hareket alanlarını da oluşturmak gerekiyor. Biz, toplumun alışmış olduğu bir yapıda değiliz.

Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

Tatil 365 günlük bir yıllı hayatımızda eşlerimizi ve çocuklarımızı, ev reisleri olarak ciddi manada ihmal ediyoruz. Yaşamın, kapitalizmin getirmiş olduğu para kazanmanın zorluklarını, geçimi sağlamanın zorluklarını göz önünde bulundurduğumuz zaman, ne çocuklarımızın dersleriyle ilgilenebiliyoruz, ne onların gençliğe ilk adımlarını attıkları halleriyle ilgilenebiliyoruz, ne de eşlerimizle sohbet etme fırsatımız oluyor. Demek ki öncelikle aile birlik ve bütünlüğünü sağlayabilmek için bir araya gelip sohbet etme imkanını sağlamak. Aile bütünlüğünü kurabilmek. Biz, Beyza Otel’de bu durumu engelleyecek ortamları en aza indirdik. Diyoruz ki eşlerinizle ve çocuklarınızla ilgilenin. Bunu anonslarla da destekliyoruz. Onları dinleyin bakalım 360 gün ne çekmişler. İkincisi 360 gün boyunca eşlerimizin çocuklara bakım işini tersine çeviriyoruz. Bir hafta çocuklara babalar bakacak ve anneler tatil yapacak. Bu bizim ilkemiz.

Bu çok zor olmuyor mu, işletme için? Personeliniz bu konulara duyarlı mı?

Otelimizde çalışan personelim tamamını kendimiz yetiştirdik. Yani onlar da benim gibi yaşayan insanlardan müteşekkil. Personelimize güvenimiz tamdır. Eksiklerimiz konusunda da tavsiyeleri göz önünde bulunduruyoruz.

Beyza Otel’in bulunduğu Altınoluk’u bize anlatır mısınız?

Biz, kendi vatandaşlarımıza Altınoluk’u tanıtamamışız. Dünyada emsalsiz bir deniz özelliğine sahip. Havadaki oksijen oranı ve nem oranının düşüklüğüyle dünyada eşsiz bir belde. Bu yüzden biz tanıtımlarımızda diyoruz ki, Altınoluk, Kaz Dağları’nın (İda) eteğinde, denize sıfır, her türlü bitki örtüsüne sahip olan bir ortam olması dolayısıyla cennet bahçesi, oksijen çadırı, Ege’nin incisi ikinci yuvanız Beyza Otel diyoruz. Burada bir kere tatilini geçiren birinin başka bir yerde aynı mutluluğu bulması mümkün değil. Akdeniz’de Ege’de Marmara’da birçok tesisi gezdikten sonra ben, Altınoluk’a kanaat getirdim. Dünyada bilinen birçok hastalığa ilaçsız şifa merkezi olarak kabul ediliyor. Astım-bronşit, diabet, tansiyon, karaciğer rahatsızlıkları ve hatta kanser hastalarına bile yoğun bir nemsiz ortamın şifa olarak geldiği söyleniyor. Aile ortamı olarak, tam Türk kültürüne uygun bir ortam var, çıplaklıklar yok. Çarşı-pazarda dolaşırken ailenizle gözünüzü rahatsız edecek bir çıplaklık yok. Altınoluk’ta yabancı turizme fazla girilmemiş ve ağırlıklı olarak yazlık turizmi var. Bu yüzden çoğunlukla ailelerin gittiği bir ortam bulunuyor. Beyza Otel’de yalnız bir erkeği biz almıyoruz. Tanıdığımız bile olsa almıyoruz. Dört yıllık bir süre içerisinde şunu rahatlıkla söylüyoruz. Kendisi gelemese dahi ailesini gönül rahatlığıyla gönderebiliyor. Yani tam bir aile yuvasına dönüştürüldü. Bu güveni sağlayabildik.

Diğer oteller de buna benzer ortamlar sunuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sektöre giren birçok insan başta gelir kapısı olarak görüyor. Bunların sunmuş oldukları hizmetle yaşadıkları hayatları farklı. Sektörde ise ciddi bir bağnazlık var. Kadın-erkek havuzunun ayrılmasını yeterli görüyorlar. Bu mümkün değil. Bu tür tatili tercih edenlerde de bir eksiklik var. Normal hayatlarında gösterdikleri birçok hassasiyeti buralarda göstermiyorlar. Yapılan aktiviteler, aile psikolojisi ve sosyolojisi ile ilgili, aileleri birbirine yaklaştırıcı programlar içeriyor. Bizim sektörün bir yanılgısı da kendisine az bir güveni olan gidip yeni bir yer açma peşine düşüyor. Sanıyor ki müşterileri de peşinden götürecek. Tek amaçları bu insanları rant kapısı olarak görmek.

Sektörünüzle ilgili olarak hükümetten, siyasi otoriteden beklentileriniz nelerdir?

Siyasi olarak turizmi bir bacasız  sanayi özelliğini göz önünde aldığınızda, hükümetin yaptığını şu anda tamamen yetersiz buluyorum. Hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü devlet eliyle turizm olmaz, tanıtım yapılmaz. Devlet teşvik eder, destek olur ve bu tanıtımlar yapılır. Doğru yerde, doğru sektöre ve doğru insana destek olunmalı. Turistik bir yerin KDV’si yüzde 18 iken bir tekstil yüzde 8 ile çalışıyor.

Başta yüzde10’luk bir kayıp var. İthal edeceğiniz malzemeler için ise gümrük KDV almayayım diyor. Fakat diğer taraftan Türkiye’deki aynı malzemeye bu avantajı sağlamıyor. Bu Türkiye’deki üretimi de engelliyor. Yani ithalata teşvik verilirken, yurtiçi köstekleniyor. Kredi kullandırma yönünden ise dünyadaki uygulamaların hiçbiri uygulanmıyor. Böylece sektör bir avuç insanın elinde kalıyor, zincirler oluşuyor. Bakanlık olarak olaya yaklaşırsanız, Türkiye kendi bindiği dalı kendisi kesti. "Her şey dahil tatil" mantığı kaliteyi indirdi. Diğer ülkelerde böyle bir şey yok. Böylece ekonomik seviyesi düşük birkaç ülkenin (Rusya başta) insanlarına kaldık. Türkiye bu alanda lider olabilecek bir ülke iken, bunu kendi kendine yok ediyor. Yani 20-30 milyon dolar yatırım yaptığınız bir yere işletme sermayesi olarak hiç para ayırmıyorsunuz. Ardından müşteriden kazanılacak para ile yürümeye çalışılıyor. Böyle olunca rekabet etmek için sadece fiyat politikası üzerinden yapılıyor. Ucuzluk hizmet sektöründe kalitesizlik anlamına geliyor. Sabırlı olup 2-3 sene kaliteyi korursanız müşterinin de kalitelisini çekebilme şansınız doğar.

Beyza Otel ve Altınoluk ismi birlikte anılır oldu…

Beyza Otel’i Altınoluk’a ilk açtığımız günlerde, dincilerin oteli diye bir ön yargı vardı. Elhamdülillah ben Müslüman’ım, 73 milyon da Müslüman. Altınoluk esnafı geçen süre içinde bu önyargıyı kırdı. Bize artık "hakkınızı helal edin" diye söylüyorlar. Altınoluk’un tanıtılmasına büyük katkımız oldu.

Beyza Otel yeni sezona nasıl hazırlanıyor?

Beyza Otel için bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Daha önce gelenler, tekrar tekrar geliyorlar. Müşterilerimizin yapıcı eleştirileri doğrultusunda yeni bir rezervasyona gittik. Artık 10 Nisan’dan itibaren Beyza Otel 12 ay açık olacak. Okul turları, kültür turları için uygun ortam sağladık. Belediyeler, siyasi parti teşkilatları, sivil toplum örgütleri, eğitimler, seminerler ve bunlara benzer çalışmalar için düzenlemeler yaptık. Aqua parklar kurduk, sosyal alanları genişlettik, toplantı salonlarını bitirdik, binanın tamamını revize ettik. Jakuzi ve sauna bölümleri hazırlandı.

 
Okuma sayısı:
36
Haberi Yazdır Arkadaşa Gönder
 
 •  Tatil anlayışı kabuk değiştiriyor

DİĞER RÖPORTAJLAR
Ekonomi Editörümüz Celil Çakır, Beyza Hotel sahibi Şeref Menteşe ile konuştu...
Beyin-Omurilik ve Sinir Cerrahisi-Nöroşirurji Uzmanı Op. Dr. Murad Asiltürk:
Nedim Odabaş, ASKON Genel Başkan Yardımcısı Atilla Yılmaz ile konuştu…
Avrupa’da İslâm güneşi parlıyor
Millet Kütüphanesi yakında açılıyor
Şair Çağrı Gürel’in şiir kitabı “Vakit Çıkmadan” üzerine söyleşi
Güzin Osmancık, Türk Müziği’ne besteleri ve güfteleriyle hizmet eden Dr. Alaaddin Yavaşça ile konuştu
Ekonomi Editörümüz Celil Çakır, Yeşil Vadi Arsa Ofisi ve İnşaat Şirketi Genel Müdürü Rafet Orhan ile konuştu
Güllüoğlu Baklavaları Yönetim Kurulu Başkanı M. Nejat Güllü ile Nedim Odabaş konuştu
‘Şiir özgürleşmeyle değil boğulmayla elde edilen bir şey’
Rauf Denktaş ile KIBRIS GERÇEĞİ
“Bir Destandır Çanakkale’nin yazarı Vehbi Vakkasoğlu “Çanakkale’de Şahlananlar’ı yazdı
Mortgage, inşaat sektörünü bozdu
“Çini sanatı sırlı bir iş”
Dış Haberler Editörümüz Hüseyin Altınalan, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile cumhurbaşkanlığı konutunda konuştu
Ankara temsilcimiz Ferhat KOÇ, İran Büyükelçiliği Kültür eski Müsteşarı Zekeriya Terzami ile konuştu...
Araştırmalar Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmed İşfak, küresel ısınmayla ilgili sorularımızı cevaplandırdı
Konunun uzmanı Prof. Ahmet Mermut ile küresel ısınma üzerine konuştuk
“Hat, kalemin zikridir”
Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Onursal Başkanı Dr. Suat Günsel ile küresel ısınmayı konuştuk
      Tüm haklar saklıdır.
© Milli Gazete 2005
m2kpazar.com