|
Tatil anlayışı kabuk değiştiriyor
Röportaj:
Celil
Çakır
e-mail
:
celilcakir@mynet.com
Beyza
Otel’i nasıl kurdunuz, bize otelinizi anlatır
mısınız?
Ben
ve kardeşim Hayati Menteşe Beyza Otel’in kurucusuyuz. Menteşe Turizm
Yatırım AŞ’nin iştigal alanları turizm ve muhtelif enerji
sektöründeki yatırım sahalarıdır. İşletmecilik olarak da
Altınoluk’taki Otel Beyza’yı işletiyoruz. Toplam 25 yıllık bir
Almanya hayatından sonra 2003 yazında Türkiye’ye geldik ve dönüş
yaptık. 2004 yazında da Otel Beyza’yı işletmeye açtık. Öncelikle
Beyza ismi, kızımın isminden geliyor. Az günahkarlığa ve beyazlığa,
berraklığa, şeffaflığa, temizliğe işaret ediyor. Konsept olarak ise
benim ailemin yaşam tarzı olan anlayışın, tatilinin de uygun
olmasına inandığımız için Otel Beyza’yı açtık.
Siz
nasıl bir tatil anlayışına inanıyorsunuz?
Genellikle
şöyle bir yaklaşım sergileniyor: Kapalı bayanlar için özel havuzlu
tatil oteli. Ben buna inanmıyorum. Türkiye’de yaşayan kaç milyon
hanımefendi var ise bunların yüzde 80’inin hali hazırda kendi örf
adetlerine, kültürlerine ve inançlarına göre saygılarından dolayı
erkeklerle aynı ortamlarda, ne bildiğiniz hamama, ne saunaya ne de
deniz kenarında bikini veya mayoyla denize girenlerle aynı
ortamlarda bulunmak istemiyorlar. Türkiye’deki sahil bölgelerini
gezdiğiniz zaman bunu rahatlıkla herkes gözlemleyebilir. Diğer
taraftan erkeklerimizin rahat bir şekilde tatil yapabildiğini
gözlemlediğimiz zaman, hanımlara bir yanlış yapıldığını, onların da
bu haklardan istifade etmeleri gerektiğine inandığımız için, biz
otel kültürümüzde de müşterek tatil yapabileceğimiz ortamları
hazırlayarak projelendirdik.
Bu
projelerde neye dikkat ettiniz?
Benim
ve ailemin yaşam tarzı da, inancımızdan dolayı, hem tesettürlüdür,
hem kültür olarak İslami bir geçmişe, milli bir Türk kültürüne bağlı
hayat tarzına bağlıdır. Bu halimiz bizim ne üniversite okumamıza, ne
yabancı dil bilmemize ne de dünyayı gezmemize engel olmamıştır. Bu
yaşam tarzımızdan dolayı eşimin, Allah’ın şifa ve nimet olarak
vermiş olduğu deniz, kum ve güneşten istifade etmesini engellemiş.
Bu ortamlar oluşmamış. Ben, annem ve eşimden yola çıktığımda, tıpkı
onlar gibi düşünen, onlar gibi yaşamak isteyen milyonlarca kadınımız
var. Bunların hizmet alabilecekleri, Allah’ın nimeti olan
kumsalından, güneşinden ve deniz suyundan istifade etmeleri için
onlara uygun bir ortam hazırlamaktı amacımız.
Bu
tür otellerin sayısı son yıllarda çok arttı. Bu, rekabet açısından
sizi nasıl etkiliyor?
Bu
tür hizmet veren otellerin işletme mantıklarını yeterli bulmadım. Bu
tür hizmetle, hizmeti verenin yaşam tarzlarının zıt olduğunu gördüm.
Helal olduğu şüpheli, hakkaniyetle verilen bu hizmetin, bir takım
insanları kandırarak kurdukları holdinglerle bunları yaptıklarını
gözlemledim. Bu yüzden başı bereketsiz olunca, akibetinin de
bereketsiz olacağına inandım. Bu benim şahsi kanaatim. Şu anda
milyonlarca gurbetçinin parasını bir şekilde hortumlayarak,
sömürerek ellerinden aldılar kâr payı dağıtacağız diye. Kimseye ne
ana parasını, ne de kâr payı vermediler. Bugün bunlar saltanat
içerisinde yaşıyorlar.
Sizin
onlardan farkınız ne?
Bir
aile şirketi olarak kendi alın terimizle kazanmış olduğumuz
paramızla bir yer açalım sunulan hizmetle bu hizmeti sunan insanın
yaşadığı hayat ve felsefesi aynı olsun. İnsanların aynası olsun.
Haram parayla helal hizmetin olacağına hiçbir zaman inanmadım. Bizim
çıkış felsefemiz budur. Sektörün kendisindeki eksikliklerin başında
denizi bölme, denize branda çekme gibi bir imkan yok Türkiye’de.
Hanımların bir şekilde deniz suyundan taze suyla denizden istifade
etmelerini sağlamak ve geniş alanlar oluşturabilmektir. Sektörün
içerisindeki diğer büyük olduğunu iddia eden şirketle benim şirketim
arasında şu fark var. Bir tarafta 1800 yatak kapasiteli bir yere
3000 metrekarelik bir alan hanımlara tahsis edilirken, benim
otelimde 250 yatak kapasitesine 70 bin metrekarelik bir alan tahsis
ediyorum. Bunu da hâla yetersiz görüyorum. İnsanları sadece suyun
içine girip dikilmeleri, ya da sezon başında doldurulup sezon
sonunda boşaltılan bir havuza girmelerinden ziyade sürekli akış
halinde olan ve filtreli bir havuzun ortamını sağlamak. Bu
insanların sosyal hareket alanlarını da oluşturmak gerekiyor. Biz,
toplumun alışmış olduğu bir yapıda değiliz.
Bu
konuyu biraz açabilir miyiz?
Tatil
365 günlük bir yıllı hayatımızda eşlerimizi ve çocuklarımızı, ev
reisleri olarak ciddi manada ihmal ediyoruz. Yaşamın, kapitalizmin
getirmiş olduğu para kazanmanın zorluklarını, geçimi sağlamanın
zorluklarını göz önünde bulundurduğumuz zaman, ne çocuklarımızın
dersleriyle ilgilenebiliyoruz, ne onların gençliğe ilk adımlarını
attıkları halleriyle ilgilenebiliyoruz, ne de eşlerimizle sohbet
etme fırsatımız oluyor. Demek ki öncelikle aile birlik ve
bütünlüğünü sağlayabilmek için bir araya gelip sohbet etme imkanını
sağlamak. Aile bütünlüğünü kurabilmek. Biz, Beyza Otel’de bu durumu
engelleyecek ortamları en aza indirdik. Diyoruz ki eşlerinizle ve
çocuklarınızla ilgilenin. Bunu anonslarla da destekliyoruz. Onları
dinleyin bakalım 360 gün ne çekmişler. İkincisi 360 gün boyunca
eşlerimizin çocuklara bakım işini tersine çeviriyoruz. Bir hafta
çocuklara babalar bakacak ve anneler tatil yapacak. Bu bizim
ilkemiz.
Bu
çok zor olmuyor mu, işletme için? Personeliniz bu konulara duyarlı
mı?
Otelimizde
çalışan personelim tamamını kendimiz yetiştirdik. Yani onlar da
benim gibi yaşayan insanlardan müteşekkil. Personelimize güvenimiz
tamdır. Eksiklerimiz konusunda da tavsiyeleri göz önünde
bulunduruyoruz.
Beyza
Otel’in bulunduğu Altınoluk’u bize anlatır mısınız?
Biz,
kendi vatandaşlarımıza Altınoluk’u tanıtamamışız. Dünyada emsalsiz
bir deniz özelliğine sahip. Havadaki oksijen oranı ve nem oranının
düşüklüğüyle dünyada eşsiz bir belde. Bu yüzden biz tanıtımlarımızda
diyoruz ki, Altınoluk, Kaz Dağları’nın (İda) eteğinde, denize sıfır,
her türlü bitki örtüsüne sahip olan bir ortam olması dolayısıyla
cennet bahçesi, oksijen çadırı, Ege’nin incisi ikinci yuvanız Beyza
Otel diyoruz. Burada bir kere tatilini geçiren birinin başka bir
yerde aynı mutluluğu bulması mümkün değil. Akdeniz’de Ege’de
Marmara’da birçok tesisi gezdikten sonra ben, Altınoluk’a kanaat
getirdim. Dünyada bilinen birçok hastalığa ilaçsız şifa merkezi
olarak kabul ediliyor. Astım-bronşit, diabet, tansiyon, karaciğer
rahatsızlıkları ve hatta kanser hastalarına bile yoğun bir nemsiz
ortamın şifa olarak geldiği söyleniyor. Aile ortamı olarak, tam Türk
kültürüne uygun bir ortam var, çıplaklıklar yok. Çarşı-pazarda
dolaşırken ailenizle gözünüzü rahatsız edecek bir çıplaklık yok.
Altınoluk’ta yabancı turizme fazla girilmemiş ve ağırlıklı olarak
yazlık turizmi var. Bu yüzden çoğunlukla ailelerin gittiği bir ortam
bulunuyor. Beyza Otel’de yalnız bir erkeği biz almıyoruz.
Tanıdığımız bile olsa almıyoruz. Dört yıllık bir süre içerisinde
şunu rahatlıkla söylüyoruz. Kendisi gelemese dahi ailesini gönül
rahatlığıyla gönderebiliyor. Yani tam bir aile yuvasına
dönüştürüldü. Bu güveni sağlayabildik.
Diğer
oteller de buna benzer ortamlar sunuyor. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Bu
sektöre giren birçok insan başta gelir kapısı olarak görüyor.
Bunların sunmuş oldukları hizmetle yaşadıkları hayatları farklı.
Sektörde ise ciddi bir bağnazlık var. Kadın-erkek havuzunun
ayrılmasını yeterli görüyorlar. Bu mümkün değil. Bu tür tatili
tercih edenlerde de bir eksiklik var. Normal hayatlarında
gösterdikleri birçok hassasiyeti buralarda göstermiyorlar. Yapılan
aktiviteler, aile psikolojisi ve sosyolojisi ile ilgili, aileleri
birbirine yaklaştırıcı programlar içeriyor. Bizim sektörün bir
yanılgısı da kendisine az bir güveni olan gidip yeni bir yer açma
peşine düşüyor. Sanıyor ki müşterileri de peşinden götürecek. Tek
amaçları bu insanları rant kapısı olarak görmek.
Sektörünüzle
ilgili olarak hükümetten, siyasi otoriteden beklentileriniz
nelerdir?
Siyasi
olarak turizmi bir bacasız sanayi özelliğini göz
önünde aldığınızda, hükümetin yaptığını şu anda tamamen yetersiz
buluyorum. Hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü devlet eliyle turizm olmaz,
tanıtım yapılmaz. Devlet teşvik eder, destek olur ve bu tanıtımlar
yapılır. Doğru yerde, doğru sektöre ve doğru insana destek olunmalı.
Turistik bir yerin KDV’si yüzde 18 iken bir tekstil yüzde 8 ile
çalışıyor.
Başta
yüzde10’luk bir kayıp var. İthal edeceğiniz malzemeler için ise
gümrük KDV almayayım diyor. Fakat diğer taraftan Türkiye’deki aynı
malzemeye bu avantajı sağlamıyor. Bu Türkiye’deki üretimi de
engelliyor. Yani ithalata teşvik verilirken, yurtiçi köstekleniyor.
Kredi kullandırma yönünden ise dünyadaki uygulamaların hiçbiri
uygulanmıyor. Böylece sektör bir avuç insanın elinde kalıyor,
zincirler oluşuyor. Bakanlık olarak olaya yaklaşırsanız, Türkiye
kendi bindiği dalı kendisi kesti. "Her şey dahil tatil" mantığı
kaliteyi indirdi. Diğer ülkelerde böyle bir şey yok. Böylece
ekonomik seviyesi düşük birkaç ülkenin (Rusya başta) insanlarına
kaldık. Türkiye bu alanda lider olabilecek bir ülke iken, bunu kendi
kendine yok ediyor. Yani 20-30 milyon dolar yatırım yaptığınız bir
yere işletme sermayesi olarak hiç para ayırmıyorsunuz. Ardından
müşteriden kazanılacak para ile yürümeye çalışılıyor. Böyle olunca
rekabet etmek için sadece fiyat politikası üzerinden yapılıyor.
Ucuzluk hizmet sektöründe kalitesizlik anlamına geliyor. Sabırlı
olup 2-3 sene kaliteyi korursanız müşterinin de kalitelisini
çekebilme şansınız doğar.
Beyza
Otel ve Altınoluk ismi birlikte anılır oldu…
Beyza
Otel’i Altınoluk’a ilk açtığımız günlerde, dincilerin oteli diye bir
ön yargı vardı. Elhamdülillah ben Müslüman’ım, 73 milyon da
Müslüman. Altınoluk esnafı geçen süre içinde bu önyargıyı kırdı.
Bize artık "hakkınızı helal edin" diye söylüyorlar. Altınoluk’un
tanıtılmasına büyük katkımız oldu.
Beyza
Otel yeni sezona nasıl hazırlanıyor?
Beyza
Otel için bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Daha önce gelenler, tekrar
tekrar geliyorlar. Müşterilerimizin yapıcı eleştirileri
doğrultusunda yeni bir rezervasyona gittik. Artık 10 Nisan’dan
itibaren Beyza Otel 12 ay açık olacak. Okul turları, kültür turları
için uygun ortam sağladık. Belediyeler, siyasi parti teşkilatları,
sivil toplum örgütleri, eğitimler, seminerler ve bunlara benzer
çalışmalar için düzenlemeler yaptık. Aqua parklar kurduk, sosyal
alanları genişlettik, toplantı salonlarını bitirdik, binanın
tamamını revize ettik. Jakuzi ve sauna bölümleri
hazırlandı. |